KÜRESEL ISINMA VE DÜNYA

Küresel ısınmada kritik aşama
 
 
BM'ye bağlı Dünya Sağlık Örgütü, küresel ısınmanın doğrudan ya da dolaylı etkisi yüzünden Asya ve Pasifik bölgesinde yılda yaklaşık 77 bin kişinin öldüğünü açıkladı.

Örgütün Batı Pasifik bölgesi sorumlusu Shigeru Omi tarafından yapılan açıklamada, sağlık alanında ve hayata ilişkin ciddi etkileri ortaya çıkan küresel ısınma konusunda kritik aşamaya ulaşıldığı belirtilerek, şimdi harekete geçilmemesi durumunda bu sorunun gelecek on yıllarda çok daha büyük tehditler oluşturacağı kaydedildi.

Açıklamada, Malezya'nın başkenti Kuala Lumpur'da 2-5 Temmuz'da uluslararası uzmanların katılımıyla yapılacak toplantıda, küresel ısınmanın sağlık üzerinde yarattığı tehditlerin ele alınacağı da belirtildi.

Dünya Sağlık Örgütü'nün organize ettiği toplantıya, 14 ülkeden temsilciyle örgütün çevre konularındaki ortaklarından uzmanlar katılacak.

Toplantının, yüzyıl sonuna kadar küresel çapta hava sıcaklığının yaklaşık 6 santigrat derece artacağı tahminleri yapıldığı sırada düzenleniyor.

Küresel ısınmanın olası etkilerinden biri olarak, daha önce görülmeyen yerlerde sivrisineklerin ortaya çıkması ve beraberinde sıtma ve dang humması gibi hastalıkları getirmesi gösteriliyor.

Bazı bölgelerin yağış miktarının azalması riskiyle karşı karşıya kalabileceği, böylece içme suyu sıkıntısı baş gösterebileceği, bunun da su yoluyla bulaşan hastalıkların ortaya çıkmasına neden olabileceği belirtiliyor.

Ekilebilir alanların kullanılamaz hale gelmesiyle de milyonlarca kişinin açlık ve yetersiz beslenme riskiyle karşı karşıya kalabileceğine dikkat çekiliyor.

İklim değişikliklerinin işareti olarak da ılıman bölgelerde yazın sıcak hava dalgaları görülmesi sıklığının artması, dünya çapında meydana gelen tayfun, kasırga ve sel felaketleri ortaya çıkıyor.

Cnn Türk
 
Al Gore: "Tüm Dünyaya S.O.S Mesajı Vereceğiz"
 
 
İstanbul'un da aralarında olduğu 9 büyük kentten aynı anda küresel ısınmaya karşı bütün dünyaya S.O.S mesajı vereceğiz. Bütün dünya toplumları çağrımıza cevap verirse, bu sorunu çözebiliriz.

"Live Earth" konserlerinin birinin İstanbul'da yapılacak olmasına ilişkin Çırağan Sarayı'nda ABD eski Başkanı Al Gore'un da katılımıyla bir basın toplantısı gerçekleştirildi.

AL Gore, toplantıda yaptığı konuşmada, İstanbul gibi güzel bir şehirde bulunmaktan dolayı çok heyecanlı olduğunu belirterek, İstanbul'un tüm dünya için bir mücevher değerinde olduğunu söyledi. Gore, 7 Temmuz'da gerçekleştirilecek "Live Earth" konserlerinden birinin İstanbul'da yapılacak olmasının önemine değinerek, "İstanbul'un da aralarında olduğu 9 büyük kentten aynı anda küresel ısınmaya karşı bütün dünyaya S.O.S mesajı vereceğiz. Bütün dünya toplumları çağrımıza cevap verirse, bu sorunu çözebiliriz" dedi.

DÜNYANIN ATEŞİ ÇIKIYOR
Karbondioksitin gözle görülmeyen, kokusuz ve tatsız bir madde olduğuna, "gözle görülmeyenin gönülden de ırak olduğuna" dikkat çeken Gore, petrolün, yağların, odunun ve kömürün yanması ile ortaya çıkan Karbondioksitin küresel ısınmayı korkutucu oranda artırdığını kaydetti. Gore, "Dünyanın ateşi çıkıyor. Bu ateşi söndürmek için bilim insanlarının uzun zamandan beri bizden istediklerini yapmamız gerekiyor. Yenilenebilir enerji kaynaklarını çok daha etkin bir şekilde kullanmalıyız" diye konuştu.

YAŞAMIN DEVAMI İÇİN ORTAK HAREKET ETMELİYİZ
Gore, modern üretim teknikleri ie iklim krizinin önüne geçilebileceğini dile getirerek, insanlığın bu krizin üstesinden gelebilmesi ve yeni nesillerin yaşamını güvence altına almak için ortak hareket etme gerekliliğine vurgu yaptı. Eski bir Afrika özdeyişine atıfta bulunarak, "Çabuk gitmek istiyorsan yalnız git, uzağa gitmek istiyorsan birlikte git... Biz uzağa gitmek istiyoruz" dedi.

"Live Earth" konserlerinin küresel ısınmaya karşı geliştirilen ve uzun yıllar alacak mücadelenin başqlangıcı olacağını vurgulayan Gore, Türkiye'de ve tüm dünyada bu girişime destek veren sivil toplum örgütlerine de teşekkürlerini sundu.

TÜRKİYE'DE KÜRESEL ISINMANIN ZARARLARI FAZLA BİLİNMİYOR
"Live Earth" konserinin Türkiye organizatörü Purple Concerts'in ortaklarından Marvel Avram da İstanbul'un bu konserlerin gerçekleştirileceği 9 kentten biri olmasının Türkiye'nin tanıtımı açısından büyük önemde olduğunu belirterek, konserin Türkiye'de yapılması için destekte bulunan hükümet yetkililerine ve konsere gönüllü olarak katılacak olan sanatçılara teşekkür etti. Purple Concerts'in bir diğer ortağı Cengizhan Yeldan ise, Türkiye'de küresel ısınmanın yaratacağı tehlikelerin fazla bilinmediğine dikkat çekerek, "Amacımız dünyanın karşı karşıya bulunduğu bu tehlikeleri hem tüm dünyaya hem de Türkiye'deki insanlara anlatabilmek" dedi.

İSTANBUL'A GELECEK ÜNLÜLERİN İSİMLERİ HENÜZ NETLEŞMEDİ
Şu anda konsere katılmaları muhtemel sanatçı sayısının 50 olduğunu ancak bu listenin 30'a indirileceğini ifade eden Yeldan, konser yerinin İnönü Stadyumu'ndan Yedikule Zindanları'na kaydırılmasına ilişkin olarak ise, "Öncelikle diğer ülkelerde olduğu gibi stadda yapmayalım, bir farkımız olsun dedik. Ayrıca, Yedikule Zindanları'nın görüntüsü de bizi büyüledi" diye konuştu. Konserin İstanbul ayağına katılacak yerli ve yabancı sanatçıların henüz tam olarak netleşmediğini dile getiren Yeldan, yakın zamanda bu konuda kamuoyunu bilgilendireceklerini de sözlerine ekledi.

SANATÇILAR İÇİN GÜNEŞ ENERJİSİ İLE ÇALIŞAN YAT
Konser biletlerinin 18 Haziran Pazartesi gününden itibaren satışa sunulacağını kaydeden Yeldan, bir gazetecinin "Konser nedeniyle ortaya çıkacak kirlilik nasıl önlenecek" şeklindeki bir soruya ise şu yanıtı verdi:

"Türkiye'ye konser için gelecek uçaklarda temiz yakıt kullanacağız. Kullanılacak bütün ampulleri küresel ısınmaya neden olmayan ampullerle değiştireceğiz. Sanatçılarımız için hibrit araçlar tahsis edeceğiz. Ayrıca Türkiye'de iki tane bulunan güneş enerjisi ile çalışan yat kullanacağız. Konser sırasında oluşacak çöp sarfiyatını anında elektrik enerjisine dönüştürüp, belki de konser için gereken elektrik enerjisinin bir kısmını buradan sağlayacağız."

TÜRKİYE KYOTO'YU İMZALAMALI
WWF Türkiye Genel Müdürü Filiz Demirayak ise, Türkiye'nin küresel ısınmadan en fazla en hızlı etkilenecek paralel üzerinde bulunduğuna dikkat çekerek, "Türkiye'deki beklenmedik iklim olayları, gelecekteki trajik sonuçlara işaret ediyor. Küresel iklim değişikliği tehdidi hızla ilerlerken öylece duramayız, yaşam şeklimizi değiştirmek zorundayız" diye konuştu. Bir soru üzerine, Türkiye'nin Kyoto Protokolü'nü bir an önce imzalaması gerektiğine işaret eden Demirayak, "Biz gerekli önlemlerin alınması için 5 yıllık bir süre kaldığına inanıyoruz. Hükümet bu konuda bugüne kadar çok az şey yaptı. Bu konularda hükümetlerin ciddi kararlar almasını sağlamak için halk baskısı gerekiyor" dedi.

LIVE EARTH KONSERLERİNİ 2 MİLYAR KİŞİ İZLEYECEK
"Live Earth", Londra, New York, Sidney, Şangay, Tokyo, Johannesburg, Rio de Janeiro, Hamburg ve İstanbul'da düzenlenecek. Konsere aralarında Madonna, Genesis, Ret Hot Chilli Peppers gibi dünyanın en ünlü 100 sanatçısı katılacak. Uluslararası yayın yapan 120 televizyon kanalından canlı olarak yayınlanacak konser, dünya genelinde 2 milyar kişi tarafından izlenecek.

Sabah

 

Climate Map
 
 
Vattenfall İsveç merkezli, İskandinav ülkeleri, Polonya, Almanya ve Hollanda’da da faaliyet gösteren Avrupa’nın önde gelen enerji şirketi. Küresel ısınma ve sera gazlarının etkilerinin tartışıldığı şu günlerde üstüne düşen sorumluluğu yerine getiriyor ve Avrupa Birliği tarafından da desteklenen sera gazları salınımının azaltılması kampanyasına katkıda bulunuyor.

İnternet tabanlı ClimateMap projesinde, küresel ısınmanın bugünkü durumundan hangi sektörün ve hangi ülkelerin ne ölçüde sorumlu oldukları ve potansiyel olarak sera gazları salınımında ne kadar kesintiye gidebilecekleri grafiklerle gösteriliyor.

ClimateMap için tıklayınız
 
Küresel Isınma 2.5 Milyar İnsanı Etkileyecek
 
 
BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon, 2007 çevre gününün temasının 'Eriyen buz: Sıcak bir konu' olarak belirlendiğini duyurdu.

BM’nin yayınladığı son çevre raporu ise küresel ısınmanın buzulların erimesine yol açtığını, bunun sonucu olara nehirlerin taşıp okyanusların yükselerek milyarlarca insanın yaşamını olumsuz etkileyeceğini ortaya koydu. 70’ten fazla uzmanın "Buz ve Karın Global Manzarası" başlığıyla kaleme aldığı 238 sayfalık raporda, iklim değişikliği paralelinde yaşanan global ısınma sonucunda, örneğin Asya’daki buzulların erimesi yüzünden, dünya nüfusunun yüzde 40’ına denk gelen 2.5 milyarlık bir kesimin olumsuz etkileneceği de vurgulandı.

Buzulların erimesinin, deniz seviyesinin bir metre yükselmesine de neden olacağı belirtilen raporda, bu yüzden 950 milyar dolarlık zarar meydana geleceği ve 145 milyon insanın sel felaketine maruz kalacağına da dikkat çekildi. Dünya Çevre Programı’nın Başkanı Achim Steiner, dünyanın içinde bulunduğu kritik durumu özetlerken, "İklim değişikliği yüzünden, karlı buzlu bölgelerin karşı karşıya kaldığı durum, dünyadaki her bakanlığın, her yetkilinin, her okulun ve her evin önemle üzerinde durması gereken bir konudur. Ortaya çıkan sonuçlar, Berlin’den Brasil’e, Pekin’den Boston’a her yeri yakından ilgilendiriyor" dedi.

Dünya Çevre Günü nedeniyle açıklama yapan Ban Ki-Moon, kutuplar ve diğer bölgelerde görülen çevre değişikliğinin hızının yavaşlatılması gerektiğine işaret ederek, bu konuda herkesi üzerine düşeni yapmaya çağırdı.

Hürriyet
Everest eriyor...
 
Fotoğraflar iklim değişikliğinin Everest üzerindeki etkisini gösteriyor.
 

Everest Dağı'nın yeni yayımlanan bir fotoğrafı iklim değişikliğini yıkıcı etkisini gözler önüne seriyor. Geçtiğimiz ay çekilen fotoğraf, 1960'larda çekilen fotoğraflarla yan yana koyulduğunda doğal görüntünün dramatik bir şekilde değiştiği ortaya çıktı. 1968 yılında çekilen fotoğrafta Orta Rongbuk buzulunun tepede kalın bir kar tabakasıyla kaplı olduğu ve dağın eteklerine doğru indiği görülüyor. Greenpeace ekibi tarafından neredeyse aynı açıdan bu yıl çekilen bir fotoğraf tepede yer yer karla kaplı olmayan çıplak alanlar bulunduğunu ve buzul tabakanın da güçlükle görülebildiğini ortaya çıkardı. Çevre koruma örgütü Greenpeace, bu farkın iklim değişikliğinden kaynaklandığından emin. Greenpeace sözcüsü, "Greenpeace, Everest'in çevresinde görülen alçalma ve buzulların geri çekilmesinin iklim değişikliğinin doğrudan bir sonucu olduğuna inanıyor" dedi.
2070 yılında İstanbul’un iklimi bugünkü Adana gibi olacak
 
Bremen Üniversitesi, 2070’ni iklim haritasını çıkardı. Küresel ısınma yüzünden İstanbul’da yıllık ortalama sıcaklık 1 derece artacak ve Adana’yı aratmayacak.

Alman araştırmacılar küresel ısınmanın önünün kesilememesi halinde 2070 yılında Avrupa’nın nasıl bir iklim haritasına sahip olacağını ortaya çıkarttı.

Bremen Üniversitesi tarafından yapılan küresel ısınma araştırmasında Avrupa’nın 12 önemli kentinin 1975-2006 yılları arasındaki ortalama sıcaklık düzeyleri incelendi.

Son 100 yıl içindeki sıcaklık artışını analiz eden uzmanlar, 12 kentin 2070 yılında nasıl bir iklime sahip olacağına yönelik bir model hazırladı. Bremen Üniversitesi’nin uzmanı Prof. Sebastian Kopf, sonuçların daha net anlaşılması için bir de iklim haritası yayınladı. Sıcaklıklar dikkate alındığında 12 kentin de harita üzerinde güneye kaydığı görüldü.

Araştırmaya göre günümüzde, ortalama 14.3 derece sıcaklığın yaşandığı İstanbul’da, 2070’te yıllık ortalama sıcaklık 15 dereceyi aşacak. İstanbul, Adana’nın iklimine sahip olacak. Adana’da ise kuraklı ve çöl sıcakları hakim olacak.

İtalya’nın başkenti Roma ise yeni Mersin olacak. Almanya’nın başkenti Berlin ve Barcelona’da ise Kuzey Afrika iklimi görülecek. İngiltere’nin başkenti Londra’da ise yağmurlar azalacak ve Portekiz’in iklim özellikleri gözlenecek.
 
Avrupa En Kurak Yılını Yaşıyor...
 
 

Almanya'da çiftçiler yüzyılın en kurak Nisan ayını geride bıraktılar. İtalya'nın bazı kesimlerinde ise geçtiğimiz hafta kuraklık nedeniyle olağanüstü hal ilan edildi.

 

İsviçre'nin Cenevre kentinde başlayan 15'inci Dünya Meteoroloji Kongresi'nde de küresel ısınmayla mücadelenin yolları aranıyor. Beş haftayı aşkın bir süredir yağış almayan Almanya tarihinin en kurak bahar aylarını yaşıyor. 1901'den bu yana yapılan ölçümlere göre ülke son yüzyılın en kurak Nisan ayını geride bıraktı.

Yağış eksikliğiyle birlikte sıcaklıktaki beklenmedik artış Alman çiftçileri de zor durumda bıraktı. Ülkenin kuzeydoğusundaki tarlalardan elde edilecek ürünlerde yüzde 60-70 oranında düşüş olacağı tahmin ediliyor.

Kuraklık, Avrupa'da sadece Almanya ile sınırlı değil. Son iki yüzyılın en sıcak kışını geride bırakan İtalya da kuraklığın etkisi altında. Kış boyunca yeterli kar yağmayınca ülkede bahar aylarında sulama sıkıntısı yaşanıyor. Geçtiğimiz hafta İtalya'nın kuzey ve orta kesimlerinde önlem amaçlı olağanüstü hal ilan edildi. Önlemlerin ne süreyle geçerli olduğu belirsiz. Birleşmiş Milletler'e bağlı Dünya Meteoroloji Örgütü'nün 25 Mayıs'a kadar sürecek kongresinde iklim değişikliği ve küresel ısınmayla küresel mücadele ele alınacak.

 

 
Carbon Footprint
 
 
İngiltere merkezli Carbon Footprint adlı kuruluş tarafından açılan http://www.carbonfootprint.com web sitesi, bu konuda duyarlı olan ve çevreye mal olduğu bedeli öğrenmek isteyenler için “karbon ayak izini” hesaplıyor. Küresel ısınmanın gündeme yerleşmesiyle gelecekte de yaşanabilir bir çevre arayışında, bazı bilimsel bulgu ve veriler önem kazanmaya başladı.

Küresel ısınmanın başlıca sorumlusu olarak gösterilen sera etkisine yol açan gazların oluşumuna neden olan ve fosil yakıtların kullanımıyla atmosfere yayılan karbondiyoksit (CO2) salımının birey olarak azaltılması için bazı pratik öneriler de sunuluyor. Bunlardan birisi de, her bireyin ulaşımı ve enerji tüketimi açısından doğrudan veya kullandığı ürünlerin üretimi açısından dolaylı olarak sorumlu olduğu ve “karbon ayakizi” denilen CO2 salımının hesaplanması.

Karbon ayak izi miktarını azaltmak için daha az atık ve kirlilik yaratan güneş, rüzgar ve metan gazı gibi yenilenebilir kaynaklardan elektrik sağlanması önerilirken, web sitesinde karbon ayak izi miktarını azaltmak için çok çeşitli tavsiyelerde bulunuluyor. İnsanın doğa üzerinde yarattığı genel tahribat da, “ekolojik ayak izi” kavramıyla ölçülüyor. Belirli bir topluluk, toplum ya da bireyin tükettiği gıda, konut alanı, altyapı miktarı gibi unsurların üretken ekosistemlerdeki karşılığıyla belirlenen “ekolojik ayak izinin” büyümesi de doğal kaynakların yok olması anlamına geliyor.

 

 
Buzulların Erimesi Asyalıları Tehdit Ediyor...
 
 
İklim değişikliğinin Himalaya dağlarındaki buzulların erime hızını artırması, Asyalıları, tehdit ediyor. Doğal Hayatı Koruma Vakfı tarafından Cenevre'de yayımlanan raporda, Hindistan, Çin ve Nepal'in yüksek bölgelerindeki buzul tabakalarının iklimin ısınması sonucu eriyerek, yılda 10-15 metre alçaldığı açıklandı. Rapora göre, iklimin daha da ısınması ve Himalaya buzullarının hızla erimesi halinde, akarsu ve nehirlerin rejimleri bozulacak ve birçok yer sular altında kalacak.

Seviyede normalleşme
Su seviyesi, 30-40 yıl sonra normale dönecek olsa da, Çin'in batısı, Nepal ve Hindistan'ın kuzeyinde ekonomik ve çevresel sorunların ortaya çıkmasına yol açacak.

Himalaya buzulları
33 bin km2'lik alanı kaplayarak, yedi büyük nehri besliyor ve bu nehirler, dünyanın en kalabalık bölgelerinden geçiyor. Bölgede son 30 yılda ortalama sıcaklık bir derece artmış bulunuyor.

 

 
ABD'ye Göre Küresel Isınma Sadece Senaryo
 
 
Kyoto’yu imzalamayan ABD, küresel ısınma senaryolarının bilimsel olmadığını öne sürüyor

Arjantin’in başkenti Buenos Aires’te toplanan Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı’nda konuşan bilim adamları küresel ısınmanın ekosistemler üzerindeki etkilerine işaret ediyor. Konferans sonunda yayınlanan raporda endüstriyelleşmiş tüm ekonomilerin, fabrika, otomobil ve enerji üretiminden kaynaklanan karbon diyoksit emisyonlarını azaltmalarına vurgu yapıldı.

Tahminlere göre, 21’inci yüzyılın son çeyreğinde karbon dioksit seviyesi endüstri devrimi öncesinin iki katına çıkacak ve küresel sıcaklıklar 3 ila 10 derece artacak.

 

 
Küresel Isınma ve Buzulların Erimesi Hollanda'nın Sahillerini Yok Edecek
 
 
Hollanda sahillerinde, zeminin gelecek 100 yıl içinde 40 santimetre dolayında çökmesi bekleniyor.

Delft Teknik Üniversitesi'yle iki ayrı mühendislik bürosunun araştırmasına göre, sahillerin çökmesi yanında atmosferdeki sera etkisine bağlı olarak deniz seviyesinde yükselme görülecek ve bu gelişmeler Hollanda sahillerinin güvenliği açısından dramatik sonuçlara yol açacak.

Sel tehlikesi Araştırmaya göre, Hollanda sahillerinde önümüzdeki 100 yılda ortaya çıkacak çökme, zaman ve derinlik açısından farklılıklar gösterebilecek. Bazı noktalarda daha hızlı çökme görülürken bazı bölgelerde bu daha geç meydana gelebilecek. Sahillerdeki zemin çökmesi öncelikle sel tehlikesini de beraberinde getirecek. Bu nedenle kıyıların denizden gelecek su baskınına karşı korunması konusunda alınacak önlemlerin, daha geniş zaman dilimi dikkate alınarak planlanması gerekiyor. Pentagon da aynı sonuca vardı Pentagon tarafından gizli olarak hazırlandığı bildirilen daha sonraysa basına yansıyan bir raporda da, Hollanda sahilleri ve ülkenin büyük bir bölümünün yakın bir gelecekte deniz seviyesindeki yükselmeye bağlı olarak sular altında kalacağı görüşü dile getirilmişti.

 

 
Dünya'nın Isınma Tarihçesi
 
Ölçümlere göre 1860-1900 yılları arasında, denizde ve karadaki küresel sıcaklık her ikisinde de 0,75°C yükseldi. 1979'dan beri kara sıcaklığı deniz sıcaklığının iki katı hızla yükseldi.(0.13 °C/onyıl karşın 0.25 °C/onyıl). Uydudan yapılan sıcaklık ölçümlerine göre alt troposferdeki sıcaklık 1979'dan beri, her on yıllık dilimde, 0.12 ile 0.22°C arasında yükselmiştir.

Sıcaklıkların, 1850'den önceki 1000 ile 2000 yıllık dönemler boyunca, Ortaçağ Ilıman Dönem ve Küçük Buz Çağı gibi kısmi dalgalanmalar dışında, nispeten kararlı bir seyir izlediğine inanılmaktadır.

NASA'nın hesaplamalarına göre, güvenilir ölçümlerin yapılabildiği 1800'lerden beri 2005 yılı, 1998'i geçerek, en sıcak yıl olmuştur. Dünya Meteoroloji Organizasyonu ve BK İklim Araştırma Biriminin hesaplamalarına göre ise 2005, 1998 yılının ardından hala ikinci sıradadır.
 
James E. Hansen ( Nasa )'dan Küresel Isınma yorumu...
 
 
‘Küresel ısınma inkar edilemez’
Küresel ısınmanın ilk somut getirilerinin gelecek 10 yıl içinde görülmeye başlayacak. İlk etapta bazı hayvan türleri yeryüzünden silinecek.

NASA’nın önde gelen uzmanlarından James E. Hansen, meteorologları bir araya getiren Operation Sierra Storm toplantısında yaptığı bir konuşmada, küresel ısınmanın sonuçlarına dair uyarılar yaptı. Hansen, konuşmasında “Küresel ısınma şimdiden başladı ve artarak devam edecek. Küresel ısınmayla mücadele etmek için hala zamanımız var, ancak çabuk hareket etmeliyiz” ifadesini kullandı.

Hansen, Dünya’nın son 30 yılda 1 santigrat derece’ye yakın ısındığını belirterek bugünkü sıcaklığı son 400.000 yılın en üst seviyesi olduğuna vurgu yapıyor. Hansen, yeryüzünün bu yüzyılda 3 santigrat derece daha ısınmasının felaket olacağını düşünüyor. Hansen, atmosfere salınan karbondioksidin kontrolünün tamamiyle insanların elinde olduğunu belirterek, “İnsanlar yeryüzünden silinmedikçe bir daha Buz Çağı olmayacak” diye konuştu.

Hansen’in vurgu yaptı bir konu da, son verilere göre Grönland buzullarının tahminlerden daha hızlı eridiği. Bu doğruysa, denizler her yıl 3.5 millimetre yükselecek. Bu senaryo gerçekleşirse, buzullar eriyecek, yeryüzündeki canlıların yarısına yakını yok olacak. Yükselen su seviyesi birçok kıyı kentini yutacak.

‘ALTERNATİF ENERJİLERE YÖNELMELİYİZ’
Hansen de diğer bilim insanları gibi, küresel ısınmayla mücadele için fozil bazlı yakıtların terkedilmesi gerektiğini düşünüyor. Uluslararası işbirliğinin önemine dikkat çeken Hansen, halen bu konuda gerekli liderliğin eksik olduğunu belirtiyor. Hansen yenilenebilir enerji kaynaklarından yararlanılması için daha fazla yatırım yapılması gerektiğini de sözlerine ekledi.

NASA için çalışan Hansen, Aralık 2005’te küresel ısınma nedeni sera gazlarının azaltılması gerektiğini söylediğinde Beyaz Saray’ın eleştiri oklarına hedef olmuştu. Bu konuşmasında da Bush hükümetinin politikalarına değinen Hansen, ABD’nin küresel ısınmayla mücadelede geri kaldığını söyledi.

 

 
Küresel Isınmanın Dünya Üzerindeki Etkileri
 
 
WWF tarafından yapılan araştırmaya göre, küresel ısınma bu yüzyılın sonunda bitki ve hayvan habitatının üçte birini tehdit ediyor. Nadir görünen türler ve bölünmüş ekosistemler şimdiden kirlilik ve ormanların yok edilmesinden dolayı tehdit altında ve yok olma tehlikesiyle karşı karşıya.1990'lar geçen yüzyılın en sıcak yıllarıydı. Küresel ısınmanın etkileri en yüksek zirvelerden, okyanusun derinliklerine, Ekvator'dan kutuplara kadar hissediliyor. Küresel ısınmanın etkileri gezegenin her yanında görülüyor, milyonlarca insanı sel, kuraklık ve susuzlukla karşı karşıya bırakıyor.

Avustralya'da 2002 yılında yaşanan şiddetli kuraklığın ana nedeni küresel ısınmaydı. Kuzey Pasifik'te somon popülasyonunda, bölgedeki sıcaklığın normalden 6 derece artması yüzünden büyük düşüş görüldü.

Kalifornia kıyılarında yüzlerce deniz kuşunun, denizlerin ısınması yüzünden besin kıtlığı yaşamalarının sonucunda, öldüğü görüldü. Okyanuslardaki ısının artmasıyla mercan kayalıklarının büyük zararlar gördüğü belirlendi.

Avustralya'daki Great Barrier Reef, sürdürülebilir olmayan balıkçılık yöntemleri, yapılaşma ve iklim değişikliği yüzünden çok yakında kaybedilme tehlikesiyle karşı karşıya.

Şikago, Atina ve Yeni Delhi gibi şehirlerde ölüm çanları artarak çaldı, sıcak hava dalgalarından bunaldılar. Yükselen deniz seviyesi Pasifik adaları ve Hint Okyanusu'ndaki adaların çoğunu tehdit ediyor.

Büyük kasırgalar, seller, kuraklık ve sıtma gibi hastalık salgınları bizi bekliyor. Küresel ısınma, çevre felaketlerin etkilenen mültecilerin zorunlu göçleri yüzünden bölgesel çatışmalar yaşanabilir. Küresel ısınma yüzünden dünya ormanların ve hayvan türlerinin üçte biri tehdit altında.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !